Türkiye'nin en tanınan gitaristlerinden olan Metin Türkcan, 1996'dan 2017'ye kadar Şebnem Ferah ile birlikte çalıştı ve 21 yılın ardından bu birlikteliği sonlandırdılar. 2019'dan beri konser vermeyen Şebnem Ferah ise 6 yılın ardından sahnelere geri döndü ve geçtiğimiz günlerde bir Instagram gönderisiyle konser takvimini paylaştı. Metin Türkcan ise o gönderinin altına şu yorumu bıraktı:
"Minik bir soru... 2017'de yollarımı ayırdığım grup, sanatçı veya oluşumun halen sahnede benim kayıtlarda çaldığım gitarları bangır bangır kullanıyor olması sizce etik mi? Şebnem Ferah, Buket Doran, Ozan Tügen, Aykan İlkan ve konserlere giden siz değerli izleyiciler!!"
Bu sözlerin ardından Şebnem Ferah dinleyicileri tarafından Metin Türkcan'a oldukça sert tepkiler geldi. Tepki gösterenlerin arasında ben de vardım. Hem Şebnem Ferah'ın hem de Metin Türkcan'ın ayrı ayrı büyük bir hayranı olduğum için başta ben de çok şaşırmış ve bunun gereksiz bir çıkış olduğunu düşünmüştüm. Ancak Metin Türkcan'ın OdaTV'ye verdiği röportaj, olayın perde arkasını çok daha iyi anlamamızı sağladı.
Sosyal medyada hedef tahtasına oturtulan Metin Türkcan, meselenin aslını net bir dille anlattı. Sahnedeki gitaristlerin (Kerem Özyeğen, Barış Manisa) performansıyla hiçbir derdinin olmadığını özellikle belirten Türkcan, sahnede altyapı olarak kullanılan Pro Tools sistemine dikkat çekti. Konser videolarını Instagram'da izlediğinde durumu fark ettiğini söyleyen ünlü gitarist, "Kendi çaldığım şeyi biliyorum. Pro Tools sisteminde ben sahnede çaldığım zaman o kanallar gelmiyordu. Şimdi ben olmadığım için sahnede benim çaldığım şeyleri bilgisayardan çalıyorlar. Sahnede arkadaşlar çalıyor ama benim çaldığımın üstüne çalıyorlar. Hoş bir şey değil" diyerek tepkisinin doğrudan kendi stüdyo kayıtlarının arkadan yürütülmesine olduğunu belirtti.
İşin hukuki boyutuna ve albüm kayıt süreçlerinde imzalanan belgelere de değinen Meto, sektörün en kanayan yaralarından birini açık yüreklilikle gözler önüne serdi. Yıllarca birlikte çaldıkları için güvene dayalı hareket ettiklerini ve sözleşmeleri okumadıklarını ifade eden Türkcan, şu sözlerle sitemini dile getirdi:
"Muvafakatname denen şey tüm kayıt yapan insanlara imzalatılıyor, peynir ekmek gibi bir şey. Çello çalan çocuğa da imzalatılıyor. Bize 'Bunlar kaset, CD ve albüm kaydı için gerekli prosedür' denildi. Kimse 'Kayıtları istediğimiz zaman istediğimiz yerde kullanırız' demedi. Muvafakatnamede meğer 'uzayda bile kullanılabileceğine' izin veren ibare varmış. Bana baştan 'Uzaya kadar bütün haklarını satın aldım' deselerdi, 'Olmaz kardeşim, sadece albümde yayınlanmasına izin veriyorum' derdim. Üç kuruş alıyoruz zaten kayıtlardan. Çaldığım her notanın sahibi birinci olarak firma, ikinci olarak da sanatçı oluyormuş."
Alınan teliflerin komikliğine de değinen ve
"Bizim teliflerimiz gülünç, oralara hiç girmeyin. Kuruş falan yatıyordu, o kadar küçük ve komik" diyen Türkcan,
asıl amacının benden sonraki jenerasyonu uyarmak olduğunu vurguladı: "Hayat boyu bir arada olup olmayacağınız belli değil. Genç müzisyenler muvafakatname imzalarken mutlaka dikkat etmeli."
Bir tarafta sesine hayran olduğumuz Şebo, diğer tarafta kendine has tonuna ve rifflerine bittiğimiz Meto varken bu tabloyu görmek insanın hevesini kaçırıyor. Yıllarca birlikte dev işlere imza atmış iki büyük müzisyenin bu meseleyi sosyal medya yorumlarında ve basında tartışmak yerine keşke kendi aralarında çözebilmesini dilerdik; ikisini de çok seven biri olarak bu tarz gelişmeler biz dinleyicileri derinden üzüyor. Üstelik geçtiğimiz günlerde Metin Türkcan'ın Pentagram ile olan çeyrek asırlık birlikteliğini de sonlandırmış olması, bizler için adeta "keşke yaşanmasaydı" dediğimiz bir başka gelişme oldu.
Şebnem Ferah cephesinden şimdilik herhangi bir ses çıkmış değil; ancak Meto’nun bu çıkışı, Türk rock sahnesinde "stüdyo telifleri", "muvafakatname tuzakları" ve sahnede "altyapı kullanımı" tartışmasını daha uzun süre sıcak tutacak gibi görünüyor.